BURUN KANAMASI

Nisan 22nd, 2009

Burun kanaması sorunu oldukça sıkça yaşanabilir.İşte sebebleri ve giderme yolları :
Burun kanamasının nedenleri

1. Travma, burun karıştınma, burun içi yabancı cisim
2. Rinit ya da diğer üst solunum yolu infeksiyonları
3. Kızamık ve boğmaca gibi sistemik infeksiyonlar
4. Kanama diyatezlerj
5. Hipertansiyon
6. Yüksek ateş
7. Aşın efor
Tedavi çeşitleri :

1. Gerekirse ilaç ile olmak üzere sakinleştirme
2. Burunun soğuk su ile temizlenmesi ve kanama yerinin görülme¬ye çalışılması
3. Oturur durumda, hafif öne eğilmiş iken burun kanatlarının 10 dakika kadar sıkılması (genellikle yeterlidir)
4. Kanayan damar görülebilirse gümüş nitrat kalemi ile (15 saniye tutularak) yakılabilir
5. Kanama durmuyor ise antibiotikli pomad veya vazelin emdiril¬miş, iki taraflı ön burun tamponu yerleştirilip analjezik ve an-tibiotik verilmesi (sinüzit profilaksisi), tamponun en geç 48 saat sonra çıkarılması
6. Kanama arkadan ise posterior tampon konması

Etiketler:

ÇOCUKLARDA RAŞİTİZM

Nisan 22nd, 2009

RaÅŸitizm:
Büyümekte olan bebeğin, kemik dokusunda sertleşmenin ge cikmesi sonucu oluşan bir hastalıktır.
Kemiklerin sertleşmesi için kanda kalsiyum ve fosfor yoğunluğunun yeterli olması gerekir. Besinlerle alınan bu maddele rin emilebilmesi, ve kandaki kalsiyum ve fosforun kemik dokuda bl rikebilmesi İçin ise D vitaminine gereksinim vardır. D vitamini güne ışınlan aracılığı ile bebeğin derisi tarafından sentez edilir. Besin lerde pek az bulunur. Kış aylarında doğmuş, güneşe çıkarılmamış be beklerde D vitamini eksikliğine bağlı raşitizm ortaya çıkar. Gere anne sütü gerek inek sütü bebeğin günlük gereksinimlerinden dalı az D vitamini içerirler. Bu nedenle 1 yaşından küçük bebeklere günd 400 ünite D vitamini ek olarak verilmelidir.
Raşitizm büyüyen kemiklerin bir hastalığıdır. Yalnızc çocuklarda görülür. Belirtiler büyümenin en hızlı olduğu dönemde oı taya çıkar. Prematüreler daha hızlı büyüdükleri için raşitizm onlard daha sık görülür. Malnütrisyonlu, büyümesi geri kalmış bebeklere ise seyrektir.
En sık 5-12. aylar arasında rastlanır. Anneden alınan D vitam nl ilk iki ay vücutta depolandığından ilk aylarda nadirdir. Bunda sonraki dönemde en hızlı baş büyüdüğü İçin belirtiler önce burac olur. Fontanel geniş ve kabarıktır. Kraniotabes (+) olur. Daha ço paryetal ve oksipital kemiklerde görülen yumuşaklıktır.

Elle muayenede yukardan aşağı teşbih gibi hissedilir. Yumuşak göğüs ka¬fesi şekil bozukluğu gösterebilir. Stemum öne çıkık ya da içeri çökük olabilir. Sırtta kifoz oluşabilir. El ve ayak bileklerinde genişlemeler görülür.
Kemikler kolayca kırılabilir. RaÅŸitizm uzun sürdüğü zaman bacak kemikleri eÄŸrillr. X bacak, O bacak meydana gelebilir. Karın ÅŸiÅŸ ve bebek yattığında yanlara doÄŸru taÅŸkındır.. Buna kurbaÄŸa kann belirtis. denir. ÇocuÄŸun oturması ve yürümesi gecikir. Kafası çok terler huzursuzdur. Kabızlık sıktır. Bu çocuklar sık pnömoni olurlar.Tanı kanda kalsiyum, fosfor, alkalen fosfataz düzeylerinin ölçülmesi ve el bilek gralîsi ile konur.Tedavi D vitamini verilmesi ile olur. Düzelme kısa sürede görülür.Korunma, bebeklerin güneÅŸe çıkarılması ve kış aylannda günde 400 O D vitamini verilmesiyle olur. Pencere camı ultravlole’yi süzer bu nedenle camdan geçen güneÅŸin raÅŸitizmi koruyucu etkisi yoktur. Bebek elleri ve yüzü açık olarak bahçeye ya da balkona çıkarılmalıdır. Kışın öğle saatlerinde çıkarmak en uygundur. Yazın saat 11.00 – 15.00 arası güneÅŸ ışınlan, dik ve çok sıcaktır. Bu saatlerin dışında güneÅŸte dolaÅŸtırılmalıdır.3. aydan sonra bebeklerin her muayenesinde fon taneline, kra-nlotabes olup olmadığına bakılarak, kostalarda ÅŸiÅŸlikler araÅŸtırılarak raÅŸitizmin erken tanısı yapılmalıdır.

Etiketler: , ,

Çocuk ve Bebeklerde Hemofili

Nisan 22nd, 2009

Hemofililer en sık rastlanan pıhtılaÅŸma bozukluklarıdır. 13 pıhtılaÅŸma faktöründen faktör 8 (hemofili A), faktör 9 (hemofili B) ve faktör 11 (hemofili C) ‘nin eksikliÄŸi ile giden 3 tipi vardır.
Hemofili A, X kromozumuna bağlı geçiş gösterir. Hastalığı taşıyan annenin erkek çocuklarında görülür. Hastanın bulguları ek¬sikliğin miktarına bağlıdır. Normal değerin %3 ünden azına sahip olanlarda eklem içi ve yumuşak dokulara kanamalar görülür. Bu hastalığı olan çocuklarda ufak çarpmalarla vücutta kolay geçirilen morarmalar olur. Doğum travması olmamışsa bebeğin ilk yılı rahat geçebilir. Yürümeyi öğrendikten sonra yineleyen kanamalar başlar. Sünnet olan hastalarda kanamanın durdurulması güçtür. Kanda faktör 8 düzeyi ölçülerek tanı konur. Tedavi kanama oldukça taze donmuş plazma ya da faktör 8 verilmesi ile olur.
Hemofili B de X kromozumuna bağlı geçtiğinden, erkek çocuklarda görülür. Tanı ve tedavisi, hemofili Aya benzer. Hemofili C her iki cinstede görülür. Daha çok burun kanamaları ile giden hafif bir tiptir.

Etiketler:

ÇOCUK VE BEBEKLERDE ANEMİ KANSIZLIK

Nisan 22nd, 2009

ANEMİLER (KANSIZLIK)
Anemi kırmızı küre sayısının yan da kan hemoglobin yoÄŸunluÄŸunun normal deÄŸerlerin altına düşmesi durumudur. Çocukta normal deÄŸerler yaÅŸa göre deÄŸiÅŸiklik gösterir. Yeni doÄŸan bir bebekte hemoglobin desilitrede 13-20 g. kadardır. 13 gramdan daha düşük deÄŸerler anemi olarak kabul edilir. 2-12 halta arasında 9.5 – 14.5 g/ di. 3 ay – 6 ay arası 10.5 – 14.0 g/dl. 7-12 yaÅŸ arası 11-16 g/dl normal deÄŸerlerdir.
Kırmızı kürelerin yapım hızındaki azalmalar olgunlaşma aşamalarında yetersizlikler, ya da yıkım hızındaki artmalar anemiye neden olur.
Fizyolojik anemi
Genellikle hemoglobinin sentez hızının düşük düzeylere indiği, ilk üç ay içinde görülen anemi tipidir. Nedeni bilinmemektedir, bu dönem: fetal hemoglobinin yetişkin tipteki hemoglobine dönüşüm devresidir ve anemi demir eksikliği nedeniyle meydana gelmemektedir. Prematürelerde bu tip anemi daha yüksek şiddetle olabilir.
Kansızlık ileri derecede ve belirti verecek düzeyde deÄŸilse ge nellikle tedavi gerekmez. 3 aydan sonra hemoglobin düzeyi normale  döner. Ancak süreÄŸen kanamaya yol açabilecek bir neden oluı olmadığının belirlenmesi gerekir. EÄŸer hemoglobin düzeyi 7-8 g/ dl’nin altında ve aşın bitkinlik, uyku hali gibi anemi belirtileri ortayı çıktı ise tedavi gerekir.

Demir eksikliÄŸi anemisi
I U-mogloblnln yapımı için kullanılan demirin yetersiz olduğu durumlarda ortaya çıkar. Çocukluk çağının en sık rastlanan anemisl-dlr. Yaşamın ilk yılında demirden zengin besinlerin alımı az olduğundan 9-15 aylar arasında sık görülür. Anne sütündeki demirin çinilimi inek sütündeklnden daha fazla olduğu için anne sütü alan bebeklerde bu tür anemi daha az gözlenmektedir. Anne sütü altıncı aydan sonra tek başına yeterli olmadığı, yanısıra demirden zengin yiyecekler de gereksinimi karşılayacak oranda eklenmediği için 6. aydan itibaren demir eksikliği anemisi riski vardır. Sağlam çocuk izlemelerinde 6 aylıktan büyük ve bir yaşın altında olan bebeklerin bir yakınmalan olmasa bile. bir kez hemoglobin miktarlarının ölçülmesi erken tanı açısından gereklidir.
8 yaşından buluğ çağına kadar demir eksikliği anemisi seyrek¬tir. Kronik kan kaybına yol açan mide bağırsak kanalı kanamaları, kancalı kurt enfestasyonu, sindirim sisteminde demirin emilimini bozan durumlar büyük çocuklarda anemi nedeni olabilir.
Hastalar genellikle soluk, bitkin, huzursuz ve iştahsızdırlar. Motor gelişme geriliği gösterirler. Kilo alma normal olduğu halde kas tonusu azalmış olabilir. Dalak büyüyebilir. Toprak yeme öyküsü bulunabilir. Bu çocuklarda soluk tutma, katılma nöbetleri sık olabilir.
Bazı bölgelerde şeker pancarı kaynatılarak yenir. Demir eksikliği olan bebeklerde şeker pancarı idrarda kırmızı renk verebilir. Bu durumda demir eksikliği akla gelerek gerekli değerlendirme yaptırılmalıdır.
Demir eksikliği anemisi olan çocuklar enfeksiyonlara karşı dirençsizdir. Ağır anemi kalp yetersizliğine yol açabilir.
Anemi hemoglobin (hb) ve hematokrit (hct) düzeyinin ölçülmesi ile saptanır. Perlferik kan yaymasında eritrositlerin rengi soluk (hi-pokromi) ve çaplan küçüktür (mlkrositer).

i.m demir verilmesiyle olur. Demirin emilmesini engelleyici bir durum varsa kas içine en-jeksiyonla «la verilebilir. Tedaviye demir depolarının dolması için 3 ay kadar devam edilir. Anemi çok ağırsa hastaya kan da verilebilir. Demir yemek saatlerinin dışında aç karnına alınmalıdır. Tedavi sırasında dişlerde görülen boyanma geçicidir. İshal ve kusma ilacın yan etkisi olarak görülebilir.
Akdeniz anemisi
Kalıtımla geçen bir hemoglobin yapım bozukluğudur. Akdeniz bölgesinde yaşayanlarda görülür. Bu hastalık için bozuk gen taşıyan annelerin çocuklarında ortaya çıkar. Hemoglobin yapılamadığı için ağır kansızlık gelişir. Sık sık kan transfüzyonları İle çocuklar yaşatılmaya çalışılır. Deri ileri derecede soluk, karın şiş, dalak büyüktür. Hafif şekillerinde (lalassemi minör) anemi daha hafiftir. Ağır şekillerinde (talassemi majör) şiddetli gelişme geriliği, burun kökü basıklığı, alın çıkıklığı ve özel bir yüz görünümü vardır. Karaciğer ve dalak büyüktür. Hemoglobin 3-7 gram / di arasındadır, hastalıklar genellikle çocuklak çağlarında kaybedilirler. Bu hastalıktan korunmak için hastalığın yaygın olduğu bölgelerde evlenecek çiftlerin bu hastalığı taşıyıp taşımadıklarına kan hemoglobin analizleri ile bakılıp, her ikisi de taşıyıcı ise doğacak çocuklann hastalanma ve ölme olasılığının çok yüksek olduğu bilgisi verilmelidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

ÇOCUKLARDA DBT AŞISI

Nisan 22nd, 2009

DBT aşısı
Difteri ve boğmaca toksoidlerini ve ölü boğmaca basilini Içerer karma aşıdır.Tetanoz aşısı %100, difteri % 96, boğmaca % 85 koruyucudur.
Deltoid kası içine 0.5 mi İM yapılır. Her defasında doz içlr prospektüsüne bakılmalıdır. Bazı sıvı aşılar subkutan kul¬lanılmaktadır. Yeterli bağışıklık için 1-2 ay ara ile 3 doz, son aşıdar yaklaşık bir yıl sonra 1 doz aşı yapmak gerekir. Önerilen aşı takvimi¬nin kesintiye uğraması, dozlar arasındaki sürenin uzaması aşılamaya yeni baştan başlanmasını gerektirmez. Kalındığı yerdeı sürdürülür.
Boğmaca aşısının yan etkileri yaşla artar, bu nedenle be; yaşından sonra yapılmamalıdır. Daha büyük çocuklara karma aş difteri tetanoz (DTî şeklinde yapılır.

Difteri aşısınının yan etkileri de yaşla artar. Bu aşıda 1( yaşından sonra yapılamaz. Daha büyüklerde azaltılmış dozda difter difteri tetanoz karma aşısı (l.l) yapılmalıdır. Bu vı yoksa büyüklere yalnız tetanoz aşısı yapılır.
Difteri ve tetanoz hastalığı geçirenlerde yeterli bağışıklık oluşmaz. İyileşme dönemlerinde bu çocuklara da aşı yapılmalıdır, boğmaca geçirenlerde ise yaşam boyu bağışıklık oluşur. Bunlara aşı yapmak gerekmez. Ancak geçirilen hastalığın boğmaca olduğu kilitılrle kanıtlanmamışsa bu çocuklara da aşı yapılmalıdır.
DBT aşısı yapıldıktan 2-12 saat İçinde 38 dereceye yükselen ateş. uykusuzluk, kusma, huzursuzluk, iştahsızlık, aşı yerinde ağrı, hiperemi ve endurasyon oluşabilir. Yeterince derine yapılmamışsa reaksiyonlar daha fazla görülür, nadiren enjeksiyon yerinde palpe edilebilen bir nodul olup bir kaç hafta sürebilir. 40 dereceden yüksek ateş, tiz bir sesle ağlama, konvulsiyon ve şok seyrek görülen kompli-kasyonlar olup çoğu kez boğmaca aşısına bağlıdırlar, önceden de konvulsiyonları ya da ilerleyici nörolojik bir hastalığı bulunanlarda yan etkiler daha sıktır. Bunlara boğmacasız karma aşılar (DT) yapılmalıdır.
Tetanoz aşısının sık sık yinelenmesi ile de yan etkiler artabilir. 2 yıldan daha önce yeniden yapılmamalıdır

Etiketler:

ÇOCUKLARDA BCG AŞISI

Nisan 22nd, 2009

BCG aşısı
Mycobacterium Bovis orijinal susundan üretilen canlı bir aşıdır. Sıvı ya da kullanılırken sulandırılan kuru preparallan vardır. 2-8 santigrad derecede saklanır. Işıktan korunmalı, sulandırılınca sekiz saat içerisinde kullanılmalıdır.

Doğar doğmaz ve yaşamın ilk 2 ayı içinde PPD kontrolü ol¬maksızın, sol omuza, deri içine, 0.1 mi yapılır. Yenidoğanlarda dozu 0.05 mi dir. 2 aylıktan sonra PPD (-) olanlara yapılmalıdır. Aşı ye¬rinde bir ay içinde ufak bir yara oluşur. Kabuklanır ve geride iz bırakarak iyileşir. Aşı yapıldıktan 2-3 ay sonra PPD İle kontrol edilir. (-) bulunursa aşı yinelenir.
BCG aşısının koruyuculuğu % 70-80 kadardır. Aşı özellikle tüberküloz menenjit ve milyer tüberkülozdan korur. 5-10 yılda bir yi¬nelenmesi uygundur. Ülkemizde ilkokul 1 ve 5 sınıflarda PPD kon¬trolü İle aşı yinelenir.
Aşı PPD pozitif kişilere ya da hatalı olarak deri altına yapıldığında aynı tarafta aksiller lenf adenopati oluşabilir. Aşı ye¬rindeki yara ûlserleşebilir. Büyüyen lenfadenopatilerden fistül gelişip akıntı olabilir. Ortalama dokuz ayda ufalarak kaybolurlar. Aşıdan sonraki İlk 48 saatte lenfadenopati oluşmuşsa PPD pozitif bü kişiye aşı yapıldığı düşünülerek hastada tüberküloz araştırılmalıdır Daha sonra oluşan lenfadenopatiler tedavi edilmeksizin iyileşirler

Etiketler:

Bebek ve Çocuklarda Kızamık Aşısı

Nisan 22nd, 2009

Kızamık aşısı
Civciv embriyo kültüründe hazırlanan canlı virüs aşısıdır. Tel basma ya da kızamıkçık (MR) ve ek olarak kabakulak (MMR) aşılaı ile karma preparatlar vardır. KoruyuculuÄŸu % 96′dır.
9 ayda tek doz yapılır. Bu çocuklara olanak varsa 15 aylıktaı sonra MMR aşısı yapılarak hem kızamık aşısının koruyucu değeı artırılabilir hem de kızamıkçık ve kabakulağa karşı korunabilirleı Kızamıklı bir hasta ile temas etmiş çocuklara ilk 72 saatte as yapılabilir.
Yan etkileri yapıldıktan hemen sonra görülmez. 5-6 gün som 39 dereceye varan ateş. hafif döküntü olabilir. Kısa sürede geçe; Kızamık geçirenlere veya daha önceden aşılanmışlara yenide yapılmasının zararı yoktur. Yumurtaya allerjisi olanlarda hafif aile jik reaksiyonlar olabilir. Bu durum aşılanmaya engel değildir.

Etiketler:


Sitedeki bilgiler çeşitli kaynaklardan derlenmiştir ve bilgi amaçlıdır. Bu siteyi ziyaret eden herkes bunu kabul etmiş sayılır.

Sağlık

Sayfalar: Geri 1 2 3 ...39 40 41 42 43 ...55 56 57 İleri