Difteri (Kuşpalazı)
By admin | Nisan 27, 2009
Difteri (Kuşpalazı) nasıl bir hastalıktır? Boğmaca nasıl bir hastalıktır?
Ayrıca yaşamın ilk aylarından itibaren aşılanmamış bebeklerde Kuşpalazı (Difteri) hastalığını gözden ırak tutmamalıdır. Difteri daha çok bademciklerde burunda, küçük dil üzerinde ve daha aşağıya inerek ses telleri üzerinde, küçük sarı renkte yerinden kolayca kaldırılamayan zarlar oluşturur. Ayrıca difteri mikrobunun çıkardığı bir zehir (difteri toksini) kana karışır, genel belirtilerin yanında, kalp ve sinirler üzerine etki ile kalp kası ve sinir iltihaplarına; felçlere yol açar. Solunum kaslarının etkilenmesi ve ses tellerine hastalığın yayılması ciddi sorunlar doğurur.
Solunum yolunun daralması hava açlığına, sık, güç ve ızdıraplı solunuma, morarma ve havale nöbetlerine sebep olur.Zamanında aşılanmaların ihmali sonucu bebeklerde sık görülen ve üst solunum sistemine yerleşen bir hastalık da “Boğmaca “dır. Boğmaca tipik öksürük nöbetleri ile oluşan uzun süreli bir hastalıktır. Öksürükler nöbetler şeklinde, arka arkaya eklenir. 4-5 öksürükten sonra derin bir iç çekme, ötme ile tipik karakterini kazanır. Bebek sonunda morarır ve kusar, öksürük nöbetleri bebeği çok yorar. Beslenmesini etkiler. Bebek ne kadar erken hastalığa yakalanırsa, hastalık tablosu o kadar ağır seyreder. Öksürük nöbetlerinde göz içi kanamaları, öksürüklerin ardarda eklenmesi yeterince beyne temiz kan Pompalanamaması sonucu morarmalar, havaleler, akciğerlerde hava keselerinin zedelenmesi ve hatta yırtılmalarına, solunum görevinin etkilenmesine neden olur. Bu nedenle yaşamın ilk yılında 6. haftasını bitiren bebeklere diğer aşılarla birlikte boğmaca aşısına başlanmalıdır
(Difteri-Boğmaca-Tetanoz).
Sağıtmada hastalığın başlangıcında 10-15 gün süreli uygun antibiyotikler teskin edici, yatıştırıcı ve solunum kaslarını gevşetici öksürük şurupları vermek yerinde olur.
Altı ayın altındaki bebeklerde sıklıkla rastlanan diğer bir solunum sistemi hastalığı da tıp dilinde “Bronkiolit” dediğimiz hastalıktır. Bu akciğerlerde bronşlardan sonra gelen, küçük bronşçukların (Bronkioller) iltihabi hastalığıdır. Burada etken “Virüs” dediğimiz, genellikle hiç bir antibiyotiğin etkilemediği mikroplardır.
Topics: Bebek ve Çocuk Sağlığı | No Comments »
Renklerle oynayın
By admin | Nisan 27, 2009
Size pembe mi yakışıyor? Yeşile mi uyumlusunuz? Renkler çekiciliğinizi nasıl artırabilir, keşfedin.
Hiç turuncu iç çamaşırı giymeyi düşündünüz mü? Düşünmediyseniz, düşünün, turuncu, cinsel enerjinin rengidir. Bilinçli ilgimizin beşte üçünü görüntülerin işgal ettiği düşünülürse, renkler konusunda biraz daha maceracı olmanın zamanı gelmiş demektir.
Etrafınıza ışık saçmak istiyorsanız, renkler, cephaneliğinizdeki en güçlü silahlar arasındadır. Bir an durup, öğrencilik yıllarınızın klasik coğrafya öğretmenini düşünün: Gri tişört, kahverengi pantolon, gri mont, desenli çoraplar ve yassı, kahverengi ayakkabılar. O nehir ve deltaların sizi heyecanlandırmamış olması çok normal. Onu klasik bir pembe gömleğin, hatta vişne çürüğü bir yün kazağm içine sokun. Hem görüntü değişti, hem de coğrafya dersleri çok daha çekilir hale geldi, öyle değil mi?
Hızlı bir stres giderici mi arıyorsunuz? iki dakikalık bir imgeleme egzersizini deneyin: Gözlerinizi kapatarak bir yere oturun ya da uzanın ve derin nefesler alın. Berrak mavi bir göğün altında ya da dingin mavi bir göle karşı oturduğunuzu hayal edin. Mavi, sakinleştirici, dinlendirici bir renktir mavinin yavaşça bedeninize sızdığını ve zihninizi sakinleştirdiğini hayal edin.
“Renk” deyince üzerinde durulması gereken iki nokta var. Birincisi, size en iyi giden renkleri düşünün. Kadınların çoğu, bu açıdan, iki kategoriden birine düşer: Sıcak ya da soğuk renkler. Mavi, siyah, beyaz, pembe ve gümüş rengi gibi soğuk renkler, koyu renk saçlı, yeşil ya da mavi gözlü kadınlara genellikle daha iyi gider. Kahverengi gözlü ya da kızıl saçlıysanız, kahverengi, nefti, hardal ve bej gibi renkleri tercih edin. İsterseniz bir imaj danışmanından “renklerinizi” öğrenebilirsiniz, ama çoğumuz bize neyin yakıştığım zaten biliriz. Bir rengi satın almadan önce yüzünüze yaklaştırın ve ten renginize gidip gitmediğini görmeye çalışın.
İkincisi, renklerin duygusal etkileri üzerinde düşünün. Farklı renkler, farklı fizyolojik tepkilere yol açar. Örneğin, kırmızı kalp atışlanmızı hızlandınr ve nabzımızı yükseltir. Rahatsızlıklann ve duygusal sorunların tedavisinde kullanılan renk terapisi renklerin vücudumuzun doğal iyileşme süreçlerini harekete geçirebildiği düşüncesine dayalıdır. Farklı renklerin üzerimizdeki etkilerini araştıralım ve hem görüntümüze, hem de hayatımıza en çok şey katacak şekilde onlardan yararlanalım. Her gün, “sezginizin” sizi doğru renklere yöneltmesine izin verin. Mavi bir kaşmir sizi bir nedenle kendine çekiyorsa, direnmeyin! Aynca, renklerin başkalarının tepkileri üzerinde de etkili olduğunu unutmayın ve bunu kendi yarannıza kullanın.
Kırmızı Solunumunuzu, nabzımzı ve beyin faaliyetinizi hızlandırabilen enerji verici bir renk. Renk uzmanları depresyona ve bitkinliğe karşı kırmızıyı önerir. Güvenli ve enerjik görünmek istiyorsanız, iyi bir seçimdir özellikle, uykunuzu iyi alamadığınız ve capcanlı görünmek istediğiniz zamanlarda.
Turuncu Mutluluğun, özgüvenin, cinsel enerjinin ve eğlencenin rengi. Sizi neşelendirebilir ve hafızanızı uyarabilir. Güneş ışığıyla bağlantılı, sıcak, canlandırıcı bir renktir ve engelleri yıkmaya yardım ettiği için iletişim becerilerinin geliştirilmesinde çok işe yarayabilir.
Sari Enerjiyi yükseltmek için iyidir, ama yatak odanızda kullanmayın, yoksa uykunuzu bozabilir. Ruh haline iyi gelen neşeli bir renk olduğu için, bitmiş bir ilişkinin ardından kendinize gelmeye çalışırken giymeniz için çok iyi bir seçimdir. San renk zihinsel konsantrasyonu da güçlendirir.Bir düşünsel enerji patlamasına ihtiyacınız varsa, etrafınızı sarıyla donatın.
Yeşil Denge, dinginlik, şefkatin ve yaşamın rengi. Bitkinliğe, uykusuzluğa, gerginliğe ve öfkeye iyi geldiği söylenir. Banş ve uyumu telkin ettiği için, bir kavgadan sonra barışmak istediğiniz ya da müşterilerle zorlu bir iş günü geçireceğiniz günlerde giymeniz için iyi bir seçimdir.
Havi Huzurlu, düzenli, dinlendirici ve rahatlatıcı. Mavinin kan basıncım ve nabzı düşürebildiği ve stresi hafifletebildiği saptanmıştır. Uzmanlar, giyeni sadık ve kriz anlarında sükunetini koruyabilen biri gibi gösterdiği için, mavinin iş görüşmeleri için iyi bir renk olduğunu söylüyor!
Eflatun Huzur ve sükunet verir. En manevi renk kabul edilir, ayrıca iletişim becerilerinizi artırabilir ve dinleyicilerinizin ağzınızın içine bakmasını sağlayabilir!
Kahverengi Coğrafya öğretmenlerinin sevgilisi. Çok iyi bir “topraklayıcı” olan kahverengi, güven verici ve avutucudur. Koyu kahve de kahverengi gözlere çok yakışabilir.
Siyah Sofistike ve çarpıcı. Bir “mükemmellik” rengi. Ciddiyeti ve bir dinleme halini ifade ettiği için, odaklanmış, ciddi ve ilgili görünmek istediğinizde iyi bir seçim olabilir.
Pembe Sıcaklığm, ebedi dişiliğin ve sevginin rengi. Yatıştıncı ve kucaklayıcıdır. Kim pembenin içinde kendini genç ve güzel hissetmez ki?
Beyaz Temiz, sakinleştirici. Saflığın rengi. Manevi yorgunluğa karşı iyi bir panzehir. Meditasyon yapmak, sakinleşmek ve dingin görünmek için iyi bir seçimdir. Yeni başlangıçlar için de çok iyi bir renktir . . .
Soru: Çok uzun bir aradan sonra ilk defa biriyle çıkacağım. İyi bir izlenim Nasıl
bırakmak için ne yapmalıyım? aitti?
Cevap: Nasıl bir izlenim bırakmak istediğinize bağlı. Kırmızı tutkunun ve
seksin rengidir, ama aynı zamanda çok iddialıdır ve biraz da, nasıl desek, ucuz görünebilir. Enerjinin rengi turuncu ya da ebedi dişiliğin rengi pembe daha iyi seçimler olabilir. Pembe hemen her ten rengine yakışır ve özellikle yanık tene çok iyi gider.
Soru: Yeni eşimin yanında kırmızıdan uzak mı durmalıyım?
Cevap: Hayır, hiç de değil. Yatak odanıza biraz kırmızı serpiştirmeniz, uyarıcı, canlandırıcı ve tutkulu olabilir ama ölçüyü kaçırmamak koşuluyla. Yatak odanızda çok fazla kırmızı sizi uykunuzdan bile edebilir (uçuk mavi daha iyi bir seçimdir), ama eğer ana gündeminiz uyku değilse, kan kırmızısı güllerle dolu bir vazo, yatağın üstünde kırmızı minderler ya da içinde çarpıcı kırmızılar olan güzel bir tablo yatak odanızı havaya sokabilir. Çarşafların üzerinde kırmızı gül yapraklarını, kırmızı mumları, sandalye arkalığına bırakılmış koyu pembe bir kombinezonu ve bunun gibi başka şeyleri de deneyebilirsiniz. Erkek partneriniz mesajı alacaktır.
Topics: Güzellik ve Bakım | No Comments »
Baştan çıkarma sırları
By admin | Nisan 27, 2009
Seksi bir yürüyüş, davetkâr bakışlar, seksi bir ses: Bu silahlarla, dünyayı avucunuza alırsınız. B>ir partide çok güzel iki kadın hayal edin. Biri bir 1 Köşede gazozunun üzerine kapanmış oturuyor olsun. Diğeri ise, dimdik ayakta duruyor, gülümsüyor Ve parmağını zarifçe şarap kadehinin kenarında gezdiriyor olsun.
Herkes hangi kadınla konuşmak isteyecektir? Bunu bilene ödül yok. Mutlu, rahat ve güvenli görünen kadınla tabii. İyi haber şu ki, beden dilinin birkaç küçük sırrını bilirseniz, siz de çekiciliğinizi artırabilirsiniz.
POZUNUZU ALIN
Omuzlarınız düşük ve geride, karnınız içeride olacak şekilde ayağa kalkın. Sizi başınızın üzerinden yukarıya çekerek belkemiğinizi doğrultan bir ip hayal edin. Pelvisi serbest bırakın kalçanızı dışarı çıkarmayın ve içeri çevirmeyin. Biriyle konuşurken bütün ilginizi ona yöneltin ve sürekli ayak değiştirmekten, sürekli kıpırdanmaktan kaçının. Ayak parmaklarınızı o kişiye doğru çevirmişseniz, bunun, birinden hoşlandığınızın en güçlü işaretlerinden biri olduğu söyleniyor.
Yukarıya dönük avuçlar, açık YÜRÜYÜŞÜ OTURTUN
ve kucaklayıcı bir tavrı gösterir. Saçınızı arkaya Kalça çalkalayarak yürümeyi Marilyn Monroe atarken avuç içinizin mükemmelleştirmişti. Bu yürüyüş kadınsı görünmesi de, açık ve kavislerinizi çok iyi ortaya çıkarır. Şunu yapın:
Ulaşılabilir Olduğunuzun Yürürken, alt karın bölgenize bağlı bir ipin sizi
İşaretidir. ileriye doğru çektiğini hayal edin. Karın kaslarınız
hafifçe sıkılı olsun ve bir ayağınızı diğerinin tam önüne koyun ki, kalçalarınız biraz sallanır gibi görünsün. Başımz dik, omuzlarınız geride ve göğsünüz yukarıda olsun. Bir de, çok yavaş hareket etmeyi unutmayın. Topukluları da eklediniz mi, tamamdır.
DOĞRU NOTAYA BASIN
Sesiniz, harika bir ayartma aracı olabilir. Yoğun ve tatlı, biraz kısık bir sesi hedefleyin. Birçoğumuz, özellikle gergin olduğumuzda, çok hızlı ve çok tiz perdeden konuşma hatasım yapıyoruz. Şunu deneyin: Elinizi diyaframınızın üstüne koyarak oturun ve birkaç derin nefes alıp ağzınızdan verin. Sonra tiz bir “hmmm” sesi çıkarın ve bir oktav aşağı inin. Tonal ölçekte aşağı doğru inerken, sesinizin de bedeninizde aşağı doğru indiğini hayal edin. Her defasında öncekinden biraz daha aşağı inerek, bunu üç kez tekrarlayın. En sonunda, sesinizin göğüs boşluğunuza yuvarlandığını hayal edin. Bu noktada artık diyaframınızdan konuşuyor ve son derece çekici bir ses çıkarıyor olmanız gerekir.
SAÇINIZLA OYNAYIN
Saçlara dokunmak ve saçlarla oynamak çok baştan çıkarıcıdır. Saçınızı parmağınıza dolayıp döndürmek yerine bu biraz fazla çocukçadır çok küçük, adeta okşar gibi hareketler yapm. Bir perçemin altından bakış firlatmak, sevimli bir flört hareketidir. En baştan çıkarıcı olanı, hafif dağımk, yataktan yeni çıkmış gibi saçlardır; yumuşak dalgalar,dümdüz saçlardan çok daha seksidir. Saçımza canlılık ve parlaklık katması ve dalgaları yerinde tutması için, saçınızı biraz serum yardımıyla şekle sokmayı deneyin.
İNSANLARA YAKINLIK GÖSTERİN
Bakın, gülün, dinleyin. Erkekler (onları) dinlemeyi bilen kadınlara bayılırlar. Biriyle konuşurken asla o kişinin omzuna bakmayın. Göz temasım sürdürün, ama bir erkeği baştan çıkarmak niyetindeyseniz, bakışlarınızı utangaç bir şekilde kaçıracağınız zamanı da bilin. Bir güzellik kraliçesi gibi gülümseyin, ama gülümsediğinizde göz kenarlarınızın kırışmasına dikkat edin (bu, gerçek bir gülümsemenin işaretidir).
DOKUNUN
Burada kilit nokta, bir erkeğin omzundan hayali iplik parçacıklarını toplayarak koketçe bir tarzda dokunmaktır. Mümkünse bir maniküre zaman ayırın ki, bütün bu dokunma ve el ele tutuşmalar sırasında elleriniz güzel görünsün. Dokunmak kadınlar arasında bile işe yarayabilir sadece iki ya da üç parmağımzı uzatıp, konuğunuz olan iş arkadaşımzın koluna (bileğiyle dirseği arasındaki bir yere) saniyenin kırkta biri kadar bir süre dokunmanız, konuşmaya ilgiyle katıldığınızı gösterir ve konuştuğunuz kişinin kendini ilgi çekici hissetmesini sağlar.
KENDİNİZE DOKUNUN
Bir erkekle konuşurken, elinizi, boynunuzla sutyeninizin ortası arasında bir yere götürün ve kendinize dokunun. Bu iyi bir davet işaretidir.
Soru: Yüksek topuklu ayakkabıyla yürümeyi hiç beceremiyorum. Bir öneriniz var mı?
Cevap: Topuklu ayakkabıları yarım numara büyük satın alın ve mümkünse külotlu çorap giymeyin, böylece ayaklarınız ayakkabının içinde kaymaz. Yeni ayakkabılarınızı ön taban kısmından birkaç kez yavaşça bükerek esnetin, tabanlarına biraz selobant yapıştırır ya da bir bıçak veya rende yardımıyla tabanları biraz çizerseniz, ayakkabılarınız daha az kayar.
Evin içinde dolaşarak topuklu ayakkabıyla yürüme alıştırması yapın. Normalden daha uzun adımlar atın; böylece sırtınızı germeden her adımda biraz arkaya eğilmek zorunda kalırsınız ki bu da size zarafet katar.
Soru: Hızlı birkaç güzelleşme taktiği önerebilir misiniz?
Cevap: Işıltılı ve zinde görünürseniz, fark edilirsiniz. Işığın yüzünüzdeki
kusurlara düşmemesi için ışığı yansıtan nemlendirici ve fondötenler kullanın. Daha dolgun dudaklar için ruju bırakıp parlatıcıya geçin ve gözlerinizi iri ve canlı göstermek için kirpik kıvırıcı kullanmayı deneyin. Saçınızı toplayarak boynunuzu sergileyin boyun erotik bir bölgedir. Gecenin ilerleyen saatlerinde her zaman saçınızı omuzlarınıza bırakabilir ve bambaşka bir kişiliği ortaya çıkarabilirsiniz.
Topics: Güzellik ve Bakım | No Comments »
İlk izlenim
By admin | Nisan 27, 2009
Siz içeri girdiğiniz anda tüm nefeslerin tutulması ve insanların etrafınızda pervane olması için ne yapmalı?
Karizması elan bir kadını hepimiz kalayca ayırt ederiz
ereye giderse gitsin, ilgi her zaman üzerindedir. Bunlar karizmayla boğmuş şanslı kadınlardır. Ama ben, kendinize karizma kazandırmanın yöntemleri olduğuna yürekten inanıyorum.
Uzmanların ilk izlenimler konusunda ne dediğine bir bakalım. Söylenenlere göre, ilk izlenimi belirlemekte, görüntümüz ve davranışlarımız yüzde 55, konuşmamız yüzde 38 ve konuşmamızın içeriği sadece yüzde 7 oranında etkili oluyor. Bu da aramızdaki karizma yoksulları için iyi haber, ama bu konuda kendimizi geliştirmek için hepimizin yapabilecekleri var.
DOĞRU YERDE DOĞRU GİYSİ
İçinde asla falso vermediğiniz o şık pembe elbisenizi düşünün. Partilerde onunla göz doldurabilirsiniz, ama şirket yönetim kurulu toplantısında hiç işinize yaramaz. Bir kural olarak, bulunacağınız ortamı aklınızda birinci öncelik olarak tutun ve ona göre giyinin. Makyaj, takı, parfüm ve ayakkabı için de aym şey geçerli.
Aromaterapiyle canlanmayı deneyin. Bergamotun özsaygıyı güçlendirdiği, greyfurtun da canlandırıcı ve zindeleştirici olduğu söylenir. Çıkmadan önce bir aromaterapi banyosuna gömülmeyi deneyin ya da bir kâğıt mendile birkaç damla damlatarak, yolda iki ya da üç kez derin derin içinize çekin.
Bir zamanlar, çalıştığı bankanın standart üniformasına (diz altı lacivert etek-ceket takımlar) başkaldıran bir kadınla ilgili acıklı bir hikâye duymuştum. Her zaman ilgi odağı olmaktan hoşlanan bu kadın bir sabah işyerindeki küçük ve resmi kılıklı odasına, kalçalarının üzerinden dökülen, bol paçalı, ipeksi bir pantolonla gelir. Büyük hata! İstenen etkiyi uyandırmak şöyle dursun, “işyerine pijamayla geldiği ve gülünç göründüğü” için patronundan herkesin önünde azar işitir.
Bu davranışı çağdışı bulabilirsiniz, ama bundan kendinize de bir ders çıkarın ve her zaman doğru yerde doğru giysiyi giymeye çalışın. Genel görünümünüz ilk fark edilen şeydir ve ortamın gerektirdiği gibi giyinmiş olduğunuzu bilirseniz, kendinize güveniniz çok daha yüksek olur.
RAHATLIĞI UNUTMAYIN
Ateşli bir randevu? Şık bir davet? Heyecan verici bir “olay” için giyim alışverişi yapmak işin zevkinin bir parçasıdır, ama giysilerinizin içinde rahat olursanız, kendinizi daha güvenli hissedersiniz. Yeni ayakkabılanmzı, yeni iç çamaşırlarınızı giyip çıkarın ve metal alerjiniz varsa yeni takılarınızı deneme sürüşüne çıkarın.
HAZIRLANIN
Hazırlanmaya ne kadar zaman ayırabilirseniz o kadar iyi. Yeni biriyle ilk buluşmanız mı? Saçlarınıza fon çektirin. Büyük bir partiye mi gideceksiniz? Manikür ya da yüz bakımı yaptırın Kendinizi şımartmak sizi anında daha çekici ve daha güvenli yapar; bu da davranışlarınıza yansır
BEĞENİLECEĞİNİZE İNANIN
Sinirleri yatıştırmanın, korku ve endişe duygularıyla baş etmenin en iyi yollarından biri, harika bir ilk izlenim bırakacağınızı hayal etmektir. Kendi kendinize tekrarlayın: “Parlayacağım. Her zaman kendimden bekleneni veririm. Sıcakkanlıyım. İnsanlar benden hoşlanıyor. Harika görünüyorum.”
İLK MERHABA
Göz temasının çok önemli olduğunu unutmadan, sağlam ve güvenli bir şekilde el sıkmaya alışın. Gülümseyin ve mutlu görünün. Bu sizi anında samimi ve sıcakkanlı gösterir. İnsanlar kendilerinden hoşlanılmasından hoşlanırlar ve gülümsemek onlardan hoşlandığınızın ilk işaretidir.
YAVAŞLAYIN
Gerilmiş sinirler, en tatlı, en yumuşak sesi bile, helyum yutmuş bir Minnie Mouse sesine çevirebilir. Yavaş yavaş konuşmaya bilinçli bir özen gösterin. Ayrıca, derin ve dikkatli nefesler alın ve ne kadar gergin olursamz olun, göz temasım sürdürün.
SOHBET YETENEĞİNİZİ BİLEYİN
Ne söyleyeceğinizi bilemiyor musunuz? Hazırlığınızı yapın ve ortamı yumuşatacak birkaç açılış cümlesi tasarlayın. Önünüzde korkulu bir toplantı varsa, toplantıda bulunacak kişileri ilgilendiren konulan araştırın—geldikleri yer ya da günün haberleri gibi. Konuşmayı derhal rahatlatmanın en iyi yollanndan biri, karşınızdaki insana kendisiyle ilgili sorular sormaktır. Oraya nasıl geldiklerini ya da toplantıyı düzenleyeni tanıyıp tanımadıklarım sorun. Onlara ilgi gösterin ve gözde tatil yerleri ya da ortak arkadaşlar gibi ortak konuları araştırın. Sohbet konusu bulmakta zorlamyorsamz, şu anahtar sözcükleri hatırlamaya çalışın: Aile, İş, Tatil, Eğitim.
Soru: Yeni insanlarla karşılaşacağım zaman heyecanlanıyorum. Kendimi blasıl
hazırlamak için ne yapabilirim?
Cevap: Çıkmadan bir saat kadar önce biraz hareket etmeye çalışın.
Yüzmek, tempolu bir yürüyüş yapmak, yirmi dakika koşmak, hatta yatak odanızda biraz dans etmek bile enerjinizi artırabilir ve cildinizi hızla canlandırabilir. Üstelik egzersiz, vücudunuzun endorfin salgılamasına yol açar ki bu da hem güveninizi artırabilir, hem de beyninizi zindeleştirerek sohbette daha az zorlanmanızı sağlar.
Soru: Parti ortamlarında pek rahat edemiyorum. Önceden kafayı çekmek dışında, havaya girmek için yapabileceğim bir şey var mı?
Cevap: Kendinizi bütün gece orada durmak zorunda hissetmeyin. Kendinizi belirli bir süreyle, diyelim bir saatle sınırlayın, ya da ortam henüz çok kalabalıklaşmadan erkenden orada olun. Kendinizi sakinleştirmek için, parti öncesi birkaç nefes alıştırması geliştirin. Beş dakika kadar şunu yapmayı deneyin: Dörde kadar sayarak nefes alın, sonra karın ve omuz kaslarınızı gevşetip, beşe kadar sayarak nefesinizi bırakın. Kendinizi daha rahat hissedeceksiniz. Ayrıca, birkaç iyi arkadaşınızı da yanınızda götürünn özel bir buluşma değilse tabii!
159
Topics: Güzellik ve Bakım | No Comments »
Bebekler neden ishal olur?
By admin | Nisan 27, 2009
Ülkemizde yaşamın ilk yıllarında rastlanan hastalıklar arasında bebek ölümlerinde en büyük etken ishallerdir. Yenidoğan bir bebek anneden göbek kordonu ile bazı hastalıklara direnç sağlayan geçici koruyucu maddeleri “Antikorları” almış olarak doğar. Antikorlar bebekleri bazı hastalıklara karşı geçici sürede; örneğin kızamıkta olduğu gibi yaşamın ilk 6-9 ayında bu hastalığa karşı korurlar. Diğer yanda barsaklarda hastalak meydana getiren mikroplara karşı koruyucu direnç maddeleri; antikorların yapıları büyük olduğu için anne kanından bebeklere doğum öncesi yaşamda geçemezler, bu nedenle bebekler bu tür mikropların oluşturduğu hastalıklara karşı hassastır, dirençsizdir.
Bebeğin gerekli, sağlık koşulları içinde büyütülememesi, besinlerinin barsaklarda hastalık oluşturacak mikroplardan arındırılmış olmaması, annesütü verilirken, annenin el, etraf ve göğüs temizliğine dikkat etmemesi mikropların mide-barsak kanalına ulaşmasına ve ishallere yol açmasına neden olur.
Kaka sayısında artma, kıvamda bozulma ile başlayan ishallere zamanında önlem alınmazsa tabloya ateş, iştahsızlık, huzursuzluk yanında kusma da eklenebilir. Barsak mikropların aşırı çoğalması, sindirimi, besinlerin emilmesini etkiler, barsakta gaz toplanmasına ve karında şişliklere neden olur. Kaka ve kusmalarla bebek bünyesinde su ve tuzlar kayba uğrar.
İshal ve kusmaları nedeniyle, su kaybeden bebeklerde, gözler ve bıngıldakta çökme görülür. Ağız içi ve deride kuruluk izlenir. Deri başparmakla, işaret parmağı arasında çimdikler gibi hafifçe alınırsa, buruşuk olarak bir süre kalır. Ateş yükselir, solunum hızlanır. Bebeğin dış uyanlara karşı cevabı azalır. Karında barsak hareketlerinin azalması sonucu gaz birikimi ve şişkinlik oluşur.
Besinlerin sindirim ve emilmesinde azalma sonucu kan şekeri düzeyinde düşme olur. Ateşin yükselmesi ve tuz kaybı sonucu “Havale” adı verilen bilinçdışı, ritmik kol, bacak, eller, ağız köşeleri ve alında kasılma ve seğirme hareketleri ile morarma gözlenir. Bilinç kaybının yanında ya hızlı solunum, ya da yüzeysel solunum vardır. Kol ve bacaklar soğuktur, önlem alınmazsa su, tuz kaybı ve koma ölüme yol açar.
Yukarıda belirtilen nedenlerin dışında mikrobik olmayan diğer bir ishal şekli de besinlere ya da besinler içinde bulunan bazı maddelere karşı bebek barsağının doğumsal olarak aşırı duyarlı olması (Allerji) sonucu oluşan ishallerdir. Bu durum özellikle ineksütünün proteinine veya unla beslenen bebeklerde, unun içinde bulunan “Glüten” adı verilen proteine karşı görülür. Bebeğin besinleri alması devamlı ishale yol açar. Bebek bol, köpüklü ve sindirilmemiş kaka yapar. Besin ve vitaminlerin emilmemesi; aşırı kilo kaybı ve çeşitli derecelerde vitamin yetersizliği belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olur. Bebek ileri derecede zayıf, derialtı yağdokusu erimiş ve şiş görülür. İlerlemiş, ishali süregelmiş bebeklerde, yetersiz proteinle beslenen bebeklerde izlenen ve kanda albüminlerin çok azalması sonucu, “Ödem” dediğimiz, organlarda, deride, hücre aralarında su toplanması olur..
Başlangıçta tansı konmuş besin duyarlılığına bağlı ishalli bebeklerde bu besinlerin, öğünlerden kaldırılmasıyla durumda iyileşme görülür. Ancak ilerlemiş vakalarda gerekli derinlemesine tıbbi tedaviye, hastane şartlarına ihtiyaç duyulur.
Tek yönlü, özellikle nişastalı besinlerle beslenen bebeklerde devam eden ishaller görülür. Ender hallerde barsakta nişastalı besinleri parçalayan “Enzim” dediğimiz maddelerin eksikliğinde, bu tür ishallere yol açar.
Ülkemizde özellikle, Çukurova, Güneydoğu ve Doğu Anadolu yörelerimizde sıklıkla rastlanan ishal nedenleri arasında barsak parazitleri (Kurtları) önemli yer tutar. Bunlar ya tek hücreli canlılar, ya da solucanlardır. Bu bölgelerimizde yaygın olarak erişkinler arasında bulunan bu parazitler, yeterince yıkanmamış besinlerle, genel temizlik kurallarına gereken önemin verilmemesi, beslenme, pişirme örf ve geleneklerin de etkisi ile bebeklere ve çocuklara kolaylıkla bulaşmaktadır. Barsak parazitlerinin etkisi ile ishallerin süreğenliği, aynı zamanda bebeklerde büyüme ve gelişme geriliğine neden olmaktadır. Bu’ durum bazen barsakta, kanamalara ve hatta barsak tıkanmalarına yol açmaktadır.
Besinlerin sindirilmesinde etkisi olan safra ve enzim dediğimiz kolaylaştırıcı maddelerin doğuştan eksikliği, veya yokluğu, ya da bunların barsağa akmasını engelleyen nedenler veya urlar devamlı ishalleri meydana getirirler.
Topics: Bebek ve Çocuk Sağlığı | No Comments »
Pamukçuk nedir? Nasıl Giderilir?
By admin | Nisan 27, 2009
Pamukçuk bir mantarla meydana gelen, genellikle anne kanalından (dölyatağmdan) kaynaklanan, bebeğin ağzında, dilde ve yanak içlerinde üst damakta yerleşen bir hastalıktır. Sağlam yenidoğan bebeklerde oldukça sık görülür. Kırmızı zemin üzerine süt pıhtıları gibi beyaz benekli oluşumlardır. Pamukçuk nadiren yutağa kadar uzanır ve kusmalara yol açar. Böyle bebeklerin ağzı ekşi kokar, emmede isteksiz ve huzursuzdur.
Sağıtmada ağız içi, yanaklar, dilüstü%5′lik karbonatlı su ile (bir çay bardağı kaynatılmış, ılıtılmış suya bir tatlı kaşığı yemek sodası ilavesiyle hazırlanır). Her beslenmeden önce silinirse pamukçuk oluşmaz.
Aynı zamanda piyasadaki Nistatin süspansiyonlarından günde 300.000 ünite ile 5-7 günde hastalık şifaya ulaşır.
Doğumda erkek bebeklerde sünnet deliğinin darlığı doğaldır. Buna tıp dilinde “Fimozis” adı verilir. Aşırı darlıklarda çocuk hekimi tarafından genişletme yapılabilir. En iyi çözüm erken sünnettir. Testislerin torbalara inmediği de görülür. Bu hal kontrollerde yakından izlenir. Torbalarda su toplanması da makadi doğumlarda daha sıklıkla rastlanır. Altı hafta içinde şişlik geçmezse hekime danışmak yerinde olur.
Kız bebeklerde, hazneden akıntı-kan gelmesinin nedeni nedir?
Yenidoğan kız bebeklerde hazneden, yapışkan, beyaz bir sıvı gelir. Bazen bu akıntı anneden geçen hormonların etkisiyle kanlı olabilir ve yeni anneyi çok heyecanlandırır. Aslında önemsenecek bir durum değildir. Bu hale “yenidoğan bebeğin adet hali” denir. Fizyolojik bir olaydır. Kendiğinden çok kısa bir sürede kaybolur.
Topics: Bebek ve Çocuk Sağlığı | No Comments »
Bebeklerde göğüs şişkinlikleri neden olur?
By admin | Nisan 27, 2009
Yaşamın ilk günlerinden itibaren bebeklerin göğüslerinde, gerginlik, şişlik ve kızartı olabilir. Bu durum anneden bebeğe geçmiş hormonların etkisiyle olur. Bu hal genelde zararsızdır. Göğüslerde kız olsun, erkek bebek olsun süt toplanması vardır. Bu süte halk arasında “cin sütü, cadı sütü” adı verilir. Bazı yörelerde bir gelenek olarak göğüslerin ovulması son derece sakıncalıdır. Bir tülbent kadar hassas olan bebek cildinden içeriye giren mikroplar, sütlü göğüslerde süratle gelişerek, büyük apselere sebeple bebekte yaşamsal sorunlar yaratır. Bebekte izlenen göğüs şişlikleri bir kaç hafta içinde kendiliğinden kaybolur.
Topics: Bebek ve Çocuk Sağlığı | 4 Comments »